
LG Smart TV gizlilik tartışması, şirketin resmi açıklamasıyla yeni bir aşamaya geçti. LG Electronics, televizyonların kullanıcıları sürekli dinlediği, ses verilerini sakladığı ve ev ağındaki cihazlardan reklam amaçlı veri topladığı yönündeki iddialara ayrıntılı yanıt verdi.
LG Electronics, 12 Eylül 2026 tarihinde yayımladığı kapsamlı resmi açıklamayla Smart TV’lerinin nasıl ses işlediğini, Automatic Content Recognition (ACR) sisteminin ne yaptığını, yerel ağ ve Wi-Fi bilgilerinin neden işlendiğini ve reklam tarafında hangi verilerin kullanılabildiğini ayrıntılı şekilde açıkladı.
Şirketin temel mesajı net: LG Smart TV’ler kullanıcıların ev içindeki konuşmalarını sürekli olarak kaydetmiyor veya LG sunucularına göndermiyor.
Ancak açıklamanın ayrıntıları, tartışmanın bundan ibaret olmadığını da gösteriyor. LG; belirli koşullarda televizyonun standby modundayken uyandırma sözcüğünü dinleyebildiğini, ev ağındaki cihazları keşfedebildiğini, ACR etkinleştirildiğinde HDMI üzerinden izlenen içeriği tanıyabildiğini ve bazı pazarlarda yakındaki Wi-Fi erişim noktalarından elde edilen bilgilerin yaklaşık konum belirlemek için kullanılabildiğini doğruluyor.
LG Smart TV gizlilik tartışması nasıl başladı?
Tartışmanın merkezinde Gamers Nexus, Level1Techs ve bağımsız güvenlik araştırmacılarının LG Smart TV’ler üzerinde gerçekleştirdiği teknik inceleme bulunuyor.
Araştırmada ağ trafiği, televizyon yazılımı ve mikrofon davranışı incelendi. Testlerde LG televizyonların yerel ağdaki telefonlar, bilgisayarlar ve diğer cihazları keşfedebildiği; yakındaki Wi-Fi ağları hakkında bilgi işlediği ve bazı durumlarda ses tanıma sisteminin televizyon standby konumundayken de çalışabildiği öne sürüldü.
En ciddi iddialardan biri ise ortam konuşmalarının kaydedilebildiği, televizyon çevrimdışıyken bazı ses verilerinin yerel olarak tutulabildiği ve internet bağlantısı yeniden kurulduğunda aktarılabileceğiydi.
LG bu iddiaların önemli bir bölümüne artık doğrudan yanıt veriyor.
LG: Smart TV’ler konuşmaları sürekli kaydetmiyor
LG’nin 12 Eylül açıklamasında en güçlü şekilde reddettiği iddia, televizyonların sürekli olarak ortam konuşmalarını kaydetmesi.
Şirkete göre speech-to-text, yani konuşmanın metne dönüştürülmesi yalnızca kullanıcı sesli etkileşimi bilinçli olarak başlattığında devreye giriyor.
Bu iki şekilde gerçekleşebiliyor: Kullanıcı kumandadaki mikrofon veya AI düğmesine basıyor ya da daha önce Hands-free Voice Control özelliğini etkinleştirmişse desteklenen bir uyandırma sözcüğü kullanıyor.
LG’ye göre uyandırma sözcüğünün algılanması televizyon üzerinde yerel olarak gerçekleştiriliyor. Sistem geçerli bir uyandırma sözcüğü tespit etmezse ses metne dönüştürülmüyor, saklanmıyor veya LG sunucularına gönderilmiyor.
Peki televizyon kapalıyken mikrofon çalışıyor mu?
İlk haberimizde de tartışmanın en önemli noktalarından biri buydu.
LG’nin yeni açıklaması burada kritik bir ayrım yapıyor.
Desteklenen modellerde kullanıcı Hands-free Voice Control özelliğini daha önce etkinleştirmişse televizyon standby konumundayken de mikrofon uyandırma sözcüğünü algılamak amacıyla çalışabiliyor.
Yani ekran kapalı görünürken televizyon belirli bir kelimeyi algılayabilmek için ses girdisini işleyebiliyor.
Ancak LG’ye göre bu işlem tamamen cihaz üzerinde gerçekleşiyor. Uyandırma sözcüğü algılanmazsa ilgili ses verisi hızlı şekilde siliniyor ve LG sunucularına gönderilmiyor.
Bu nedenle “standby konumunda mikrofon hiçbir şekilde çalışmıyor” demek de, “televizyon kapalıyken bütün konuşmaları kaydediyor” demek de LG’nin açıkladığı çalışma biçimini doğru yansıtmıyor.
Ses tanıma oturumu ne kadar açık kalıyor?
LG’nin yeni açıklamasındaki en dikkat çekici teknik ayrıntılardan biri ses tanıma oturumlarının süresi.
Şirkete göre uyandırma sözcüğü algılandığında veya kumandadaki mikrofon düğmesine basıldığında televizyon geçici olarak bir ses tanıma oturumu başlatıyor.
Kullanıcı konuşmazsa oturum yaklaşık 10 saniye sonra kapanıyor.
Kullanıcı konuşuyorsa sistem konuşmanın bittiğini algıladığında oturumu sonlandırıyor. Her durumda ses tanıma oturumunun maksimum süresinin yaklaşık 18 saniye olduğu belirtiliyor.
LG ayrıca aktif bir sesli komut sırasında odadaki başka kişilerin konuşmalarının veya arka plandaki seslerin de tanıma sonucuna dahil olabileceğini kabul ediyor.
Şirkete göre bu durum, ortamın sürekli dinlendiği anlamına gelmiyor; kayıtlar belirli ve kullanıcı tarafından başlatılmış ses etkileşimleriyle ilişkili.
LG çevrimdışı ses kaydı iddiasını da reddetti
Araştırmadaki en ciddi iddialardan biri televizyon internet bağlantısı olmadığında ses verilerinin cihaz üzerinde saklanıp bağlantı geri geldiğinde sunucuya aktarılabilmesiydi.
LG bunu açık biçimde reddediyor.
Şirketin açıklamasına göre ses verisi televizyon çevrimdışıyken daha sonra yüklenmek üzere saklanmıyor ve internet bağlantısı geri geldiğinde geçmiş ses verileri sunucuya gönderilmiyor.
LG ayrıca aktif ses tanıma oturumu sona erdiğinde ses toplanmasının da sona erdiğini söylüyor.
Bu nokta önemli çünkü LG’nin açıklaması ile araştırmacıların teknik yorumları arasında doğrudan bir görüş ayrılığı bulunuyor.
Fiziksel mikrofon anahtarı önemli
LG, desteklenen televizyonlarda dahili mikrofonun fiziksel bir donanım anahtarıyla kapatılabildiğini de hatırlatıyor.
Bu anahtar kapatıldığında televizyonun kendi mikrofonuyla hands-free ses tanıma özelliği çalışmıyor.
Kumandadaki mikrofon ise bundan ayrı. LG Voice Recognition etkinse kullanıcı kumandadaki mikrofon düğmesine bilinçli olarak bastığında sesli komut kullanılabiliyor.
Gizliliğe özellikle önem veren kullanıcılar açısından bu fiziksel anahtar, yalnızca yazılım ayarına güvenmek yerine mikrofonu donanım seviyesinde devre dışı bırakabilme imkânı sağlıyor.
LG ev ağındaki cihazları taradığını doğruluyor
LG’nin reddetmediği bulgulardan biri yerel ağdaki cihazların keşfedilmesi.
Şirket Smart TV’lerin aynı ağdaki uyumlu cihazları tanımak ve onlarla iletişim kurmak amacıyla device-discovery işlevlerini kullandığını doğruluyor.
Bunun set üstü kutular, oyun konsolları, DVD oynatıcılar ve IoT cihazları gibi ürünlerin tanınması, bağlanması ve kontrol edilmesi için kullanıldığı belirtiliyor.
LG’ye göre bu cihaz keşif verileri hane profili oluşturmak, cross-device hedefleme yapmak veya reklam segmentasyonu amacıyla kullanılmıyor.
Dolayısıyla burada da iki farklı iddiayı ayırmak gerekiyor:
Televizyonun yerel ağdaki cihazları keşfetmesi gerçek.
Ancak LG bunun reklam profili oluşturmak amacıyla yapıldığı iddiasını reddediyor.
Yakındaki Wi-Fi ağları neden taranıyor?
Burada konu biraz daha karmaşık hale geliyor.
LG, yerel ağdaki cihaz keşfi ile yakındaki Wi-Fi erişim noktalarının işlenmesinin iki ayrı sistem olduğunu söylüyor.
Şirkete göre yakındaki Wi-Fi erişim noktaları ve bunların sinyal güçleri hakkındaki bilgiler, ACR’nin mevcut ve etkin olduğu pazarlarda televizyonun yaklaşık konumunu belirlemeye yardımcı olmak için kullanılabiliyor.
Ancak LG bunun yalnızca ilgili kullanıcı sözleşmeleri kabul edilmişse gerçekleştiğini belirtiyor.
Bu ayrıntı önemli.
Çünkü LG, cihaz keşfinin reklam amaçlı olmadığını söylerken Wi-Fi bilgilerinin belirli koşullarda ACR altyapısına destek verdiğini açıkça kabul ediyor.
ACR nedir ve LG TV’de neyi görebiliyor?
Tartışmanın diğer önemli ayağı Automatic Content Recognition, yani ACR.
ACR, televizyonda oynatılan içeriği tanımaya yarayan bir teknoloji.
LG’ye göre sistem ekran görüntüsü veya video kaydı almak yerine televizyonun dahili ses işlemcisi üzerinden audio fingerprinting, yani ses parmak izi teknolojisi kullanıyor.
Bu dijital parmak izi daha sonra izlenen içeriğin tanımlanmasına yardımcı oluyor.
Şirket, ACR’nin ses kaydı, ortam sesi kaydı, ekran görüntüsü, ekran videosu veya televizyon görüntüsünün kendisini saklamadığını belirtiyor.
HDMI üzerinden izlediğiniz içerik de tanınabiliyor
Oyuncular ve harici medya cihazı kullananlar açısından en dikkat çekici ayrıntılardan biri bu.
LG, ACR etkinleştirildiğinde sistemin desteklenen kaynaklarda çalışabileceğini doğruluyor. Bunların arasında:
- Live TV
- LG Channels
- HDMI üzerinden bağlanan cihazlar
bulunuyor.
Bu nedenle HDMI üzerinden bağlı bir oyun konsolu, set üstü kutu veya başka bir medya cihazındaki içerik belirli koşullarda ACR tarafından tanımlanabiliyor.
Buna karşılık LG, ACR’nin LG Apps üzerinden çalışan Netflix veya YouTube gibi üçüncü taraf uygulamaların içinde çalışmadığını söylüyor.
ACR ve kişiselleştirilmiş reklam aynı şey değil
Burada önemli bir başka ayrım var.
LG’ye göre ACR isteğe bağlı ve varsayılan olarak kapalı.
Etkinleştirilmesi için kullanıcının Viewing Information Agreement sözleşmesini kabul etmesi gerekiyor.
İlgi alanına dayalı ve cihazlar arası kişiselleştirilmiş reklamlar için ise ayrıca Interest-Based Cross Device Advertising Agreement onayı gerekiyor.
LG, ACR verilerini ilgi alanına dayalı reklamcılıkta kullanabilmek için kullanıcının ilgili iki sözleşmeye de onay vermesi gerektiğini belirtiyor.
Bu nedenle “ACR açık = otomatik olarak kişiselleştirilmiş reklam profili oluşturuluyor” şeklindeki denklem de şirketin açıkladığı sisteme göre tam olarak doğru değil.
LG Ad Solutions ile hangi bilgiler paylaşılabiliyor?
LG’nin yeni açıklamasının belki de en önemli bölümlerinden biri veri paylaşımıyla ilgili.
Şirket, pazara, kullanıcının kabul ettiği sözleşmelere ve seçtiği özelliklere bağlı olarak ACR ile ilişkili izleme bilgilerinin LG’nin çoğunluk hissesine sahip olduğu LG Ad Solutions ile paylaşılabileceğini doğruluyor.
Bu veriler izleyici segmentasyonu ve izleme eğilimlerinin analizi için kullanılabiliyor.
Kullanıcı ayrıca ilgili reklam sözleşmelerine onay verdiyse bilgiler ilgi alanına dayalı ve cross-device reklamcılık amacıyla da kullanılabiliyor.
LG bununla birlikte ses ve ortam sesi verilerinin LG Ad Solutions’ın reklam hizmetlerine aktarılmadığını özellikle belirtiyor.
Şirket ayrıca bazı pazarlarda ACR verilerinin paylaşılmasının yerel gizlilik yasaları kapsamında kişisel bilgilerin “satışı” veya “paylaşılması” olarak değerlendirilebileceğini kabul ediyor ve kullanıcıların buna karşı opt-out haklarını kullanabileceğini söylüyor.
HDMI cihaz bilgileri reklam amacıyla kullanılabilir mi?
LG’nin açıklamasında dikkat çekici bir başka nüans daha bulunuyor.
Şirket, HDMI üzerinden bağlı cihazlara ilişkin bilgilerin yerel ağdaki device discovery verilerinden farklı olduğunu belirtiyor.
LG’ye göre HDMI cihaz bilgileri, kullanıcı ilgili reklam sözleşmelerine ayrıca onay verdiyse izleyici segmentasyonu veya diğer reklam amaçları için kullanılabiliyor.
Ayrı onay verilmediyse bu bilgilerin reklam amacıyla kullanılmadığı belirtiliyor.
Bu ayrım, tartışmanın neden yalnızca “TV mikrofonu açık mı?” sorusuna indirgenemeyeceğini gösteriyor.
LG: Bu özellikler varsayılan olarak kapalı
LG, kullanıcı kontrolü konusunda da oldukça net bir pozisyon alıyor.
Şirkete göre ses tanıma, ACR ve ilgi alanına dayalı reklam gibi isteğe bağlı özellikler opt-in sistemiyle çalışıyor ve ayrı kullanıcı onayları gerektiriyor.
Kullanıcı bu sözleşmeleri kabul etmese bile televizyonun temel işlevlerini kullanmaya devam edebiliyor.
Streaming uygulamaları, canlı televizyon, HDMI cihazları ve yazılım güncellemeleri gibi temel Smart TV işlevleri bu isteğe bağlı veri hizmetlerinin etkinleştirilmesini gerektirmiyor.
Peki araştırmacıların bütün soruları yanıtlandı mı?
Hayır.
LG’nin açıklaması ilk iddiaların önemli bölümüne oldukça ayrıntılı cevap verse de bağımsız yayınlar bazı soruların hâlâ açık olduğunu düşünüyor.
FlatpanelsHD, LG’nin daha önceki yanıtında araştırmacıların düz metin halinde saklandığını öne sürdüğü transkriptler ve televizyon üzerinde bulunduğu iddia edilen ses kayıtları gibi bazı teknik bulgulara doğrudan açıklama getirmediğine dikkat çekmişti.
The Verge de LG’nin “sürekli kayıt” iddiasını reddetmesinin araştırmada gösterilen bazı log davranışlarıyla ilgili tartışmayı tamamen ortadan kaldırmadığını belirtiyor. Yayın ayrıca toplanan verilerin kapsamı ve gizlilik seçeneklerinin kullanıcıya nasıl sunulduğu konusunda hâlâ soru işaretleri bulunduğuna dikkat çekiyor.
Bu nedenle mevcut durumda iki tarafın iddialarını birbirinden ayırmak gerekiyor.
LG, sürekli ortam dinleme, çevrimdışı sesleri daha sonra yüklemek üzere saklama ve ses verilerini reklam amacıyla LG Ad Solutions’a aktarma iddialarını reddediyor.
Buna karşılık standby’da isteğe bağlı wake-word dinleme, yerel ağ cihaz keşfi, yakındaki Wi-Fi bilgilerinin belirli koşullarda işlenmesi ve ACR’nin HDMI dahil desteklenen kaynaklarda çalışması şirket tarafından doğrulanıyor.
Kullanıcılar LG TV’de hangi ayarları kontrol etmeli?
Bu tartışma sonrasında LG Smart TV kullanıcılarının özellikle Voice Recognition / Hands-free Voice Control, Viewing Information Agreement (ACR) ve Interest-Based Cross Device Advertising seçeneklerini kontrol etmesi mantıklı.
Hands-free ses kontrolünü kullanmayan kullanıcılar desteklenen modellerde televizyonun fiziksel mikrofon anahtarını da kapatabilir.
LG ayrıca ACR onayı geri çekildiğinde veya ilgili opt-out hakları kullanıldığında ACR veri toplamanın durduğunu belirtiyor.
Menü isimleri ve mevcut seçenekler webOS sürümüne ve pazara göre değişebileceği için tek bir menü yolunu tüm LG televizyonlar için geçerliymiş gibi vermek doğru olmaz.
TVSpecifications Yorumu
LG’nin kapsamlı açıklaması, “LG televizyonlar evdeki bütün konuşmaları sürekli kaydediyor” şeklindeki genellemeyi desteklemiyor. Şirket bunu açıkça reddediyor ve ses sisteminin hangi koşullarda çalıştığını artık oldukça ayrıntılı biçimde açıklıyor.
Ancak tartışma tamamen kapanmış değil. Özellikle araştırmacıların bulduğu transkript ve log kayıtlarının teknik açıklaması bağımsız olarak doğrulanmayı hak ediyor. Aynı zamanda LG’nin kendi açıklaması bile modern bir Smart TV’nin ACR, HDMI kaynak tanıma, Wi-Fi bilgileri, yaklaşık konum ve reklam sistemleri üzerinden ne kadar karmaşık bir veri ekosistemine dönüştüğünü gösteriyor.
Bizce bundan sonraki asıl soru “LG TV bizi sürekli dinliyor mu?” kadar basit değil. Daha önemli soru, kullanıcıların hangi verinin hangi özellik için işlendiğini gerçekten anlayıp anlamadığı ve bu sistemleri kapatmanın yeterince açık ve kolay olup olmadığı. Smart TV sektöründe gizlilik tartışmasının asıl odak noktası da giderek buraya kayacak.
